Baran Yetenek Avcıları Derneği ile Anadolu Spor Akademisi'nin hiçbir ortaklığı yoktur!
<<  Eylül 2010  >>
 Pz  Sa  Ç  Pr  Cu  Ct  Pz 
    1  2  3  4  5
  6  7  8  9101112
13141516171819
20212223242526
27282930   


Dünya İkincisi oldular
Cuma, 04 Haziran 2010
YuksekovaHaber.com 29 Mayıs 2010 Cumartesi 14:54 Dünya İkincisi oldular Almanya’da düzenlenen U-11 ELBTAL CUP’ turnuvasında Türkiye’yi temsil eden Hakkarili minikler Dünya İkincisi oldu. Minikler kentte sevinçle karşılandı. Baran Yetenek Avcıları Derneği ile Anadolu Spor Akademisi’nin işbirliğinde hazırlanan proje kapsamında, futbol kulübünde seçilen 15 çocuk Almanya’da düzenlenen olan U-11 ELBTAL CUP Futbol... Devamını oku...
SAATLER
Çarşamba, 05 Mayıs 2010
23.04.2010 Leyla İpekçi Dilek’le gelen... Demokratik açılım sürecine sıkışarak siyasileştirilmemesi gereken adaletsizliklerden biri TMK mağduru çocukların yargılanma biçimi. Polise zafer işareti yaptığı için veya arbede çıktığında oradan geçmekte olduğu için, ya da yüzünü örtüp taş attığı için terörle mücadele kapsamında yetişkinler gibi yargılanan 18 yaş altındaki çocuklar sözkonusu olduğunda:... Devamını oku...
Belki şehre bir film gelir diyerek bekleyemedim
Çarşamba, 05 Mayıs 2010
310/4/2010 İki sene önce Hakkari’ye atanan psikiyatr Dilek Yeşilbaş’ın ‘zorunlu’ hizmeti ‘gönüllü’ye dönüştü. 26 yıl sonra şehre bir sinema açılmasını sağlayan, isimleri ‘taş atmak’la anılan çocukları sporla tanıştıran Yeşilbaş izinlerini bile onlar için kullanıyor. Görev süresi dolan Yeşilbaş, “Mesleğimi bırakırım, çocukları bırakmam” diyor Bugüne kadar pek çok ‘idealist... Devamını oku...
Çocukların Yüreğine Aktı
Çarşamba, 05 Mayıs 2010
YAYIN TARİHİ: 27.04.2010 Hakkari Devlet Hastanesi'nden "arka sokaklara" taşan bir doktor Dilek Yeşilbaş... Hakkarili Çocuklardan oluşturduğu futbol takımıyla bölge çocuktaşlarını çok başka bir yere taşıdı. Şimdi minikler, mayıs ayında Almanya'daki futbol turnuvasında Türkiye'yi temsil edecekler... FATMA K. BARBAROSOĞLU Anadolu Spor Akademisi Projesi bir Avrupa Birliği projesi... Ağrı Valiliği ve Hakkâri... Devamını oku...
Yılmaz Özdil yazıyor
Çarşamba, 05 Mayıs 2010
7 Nisan 2010, Çarşamba Usta kalem Yılmaz Özdil'in kendine has tarzıyla bu haftanın spor gündemine bakışı... Dr. Dilek Yeşilbaş...Dünyayı değiştirmek için...Bazen “bir kişi” yeter. ***** Hakkari Devlet Hastanesi’nde görevli psikiyatr uzmanı Doktor Dilek Yeşilbaş, Hakkari’de ev ev gezdi, polise taş atan çocukları tek tek belirledi... Ve, onlardan “futbol kulübü” kurdu! ***** Baran Yetenek Avcıları... Devamını oku...
Hakkâri'nin Ronaldinho'su
Çarşamba, 05 Mayıs 2010
17 Nisan 2010, Cumartesi Hakkâri'de çocuklar artık siyasi olaylarda kullanılmayacak kadar eğlenceli bir işin peşinde. Psikolog Dilek Yeşilbaş, eğitiminde Anadolu Futbol Akademisi'nin yürüttüğü programla "Geleceğin Ronaldinho'su" olabilmek için ter döküyor. Geçtiğimiz günlerde televizyon ve gazetelerde Hakkari kaynaklı bir görüntü sıkça kullanıldı. 14 yaşında yüzü kanlar içindeki bir çocuk, sivil polisler... Devamını oku...
Hakkarili Çocuklar Gol Atacaklar
Çarşamba, 05 Mayıs 2010
17/04/2010 02:00 Hakkârili çocuklar geçen hafta, Almanya'da yapılacak futbol turnuvasına katılmak için takım seçmelerindeydi. Taş atan çocuklar ile taşlanan lojmanda oturan hâkimin oğlu, aynı takımda ve aynı hayalin etrafında buluştu... SERKAN OCAK (Arşivi) Yüzlerce çocuk takıma girmeye çalıştı, 21’i seçildi. HAKKÂRİ - Dilek Yeşilbaş, Hakkâri Devlet Hastanesi’nde psikiyatri uzmanı olan bir doktor.... Devamını oku...
Yılmaz Özdil'in Yazısı
Pazartesi, 12 Nisan 2010
310/4/2010 Usta kalem Yılmaz Özdil'in kendine has tarzıyla bu haftanın spor gündemine bakışı...   Dr. Dilek Yeşilbaş...   Dünyayı değiştirmek için... Bazen “bir kişi” yeter. *** Hakkari Devlet Hastanesi’nde görevli psikiyatr uzmanı Doktor Dilek Yeşilbaş, Hakkari’de ev ev gezdi, polise taş atan çocukları tek tek belirledi... Ve, onlardan “futbol kulübü” kurdu! *** Baran Yetenek Avcıları Derneği ve... Devamını oku...
Minikler Gol Atacaklar
Pazartesi, 12 Nisan 2010
310/4/2010 Türkiye`yi Almanya`da temsil edecek olan Hakkârili çocuklardan oluşan futbol takımının seçmelerine başlandı. HAKKARİ (İHA) - Hakkâri`de sık sık yaşanan toplumsal olaylarda polise taş atmakla gündeme gelen Hakkârili çocuklar Merkezi Ağrı`da bulunan Anadolu Spor Akademisi, Baran Yetenek Avcıları Derneği ve Ağrı Valiliği işbirliği ile hazırlanan bir proje kapsamında Almanya`da düzenlenecek olan U-11... Devamını oku...
Hakkari'nin Yıldızları Almanya'ya Gidiyor
Çarşamba, 31 Mart 2010
Anadolu Spor Akademisi'nin(asa) Hakkarili Miniklerden Oluşan Takımı, Almanya'da Düzenlenecek Futbol Turnuvasında Türkiye'yi Temsil Edecek. Minik Futbol Takımı İçin 1999 Doğumlulardan Yapılacak Seçmelerle Belirlenecek Futbolcular, İstanbul Riva Milli Takım Kampı'ndan Yapılacak Çalışmadan Sonra Almanya'ya Uçacak. Anadolu Spor Akademisi'nin(ASA) Hakkarili miniklerden oluşan takımı, Almanya'da düzenlenecek futbol... Devamını oku...
Hakkarili Minikler Almanya'da Düzenlenecek Olan Futbol Turnuvasında Türkiye'yi Temsil Edecek
Çarşamba, 31 Mart 2010
30 Mart 2010 / 18:01 Erzurum'da yakılan ve bölgeye umut olan 'Anadolu Spor Akademisi Projesi' henüz hayata geçmeden binlerce insanın hayallerini süslemeye başladı. İsviçre'de düzenlenen turnuvaya katılarak ülkemizi başarıyla temsil eden Erzurum''da yakılan ve bölgeye umut olan ''Anadolu Spor Akademisi Projesi'' henüz hayata geçmeden binlerce insanın hayallerini süslemeye başladı. İsviçre''de düzenlenen turnuvaya... Devamını oku...
'Hakkarili çocuklar' Türkiye'yi temsil edecek
Çarşamba, 31 Mart 2010
HAKKARİ (A.A) Hakkari'de görev yapan kadın doktorun kurduğu Baran Yetenek Avcıları Derneği tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, Hakkarili çocuklardan oluşan futbol takımı, Almanya'da düzenlenen futbol turnuvasına katılacak. Hakkari Devlet Hastanesinde görevli psikiyatri uzmanı Dr. Dilek Yeşilbaş, burada kurduğu Baran Yetenek Avcıları Derneğinin çalışmaları kapsamında ev ev gezerek, daha önce çeşitli... Devamını oku...
Sorunun içinde yaşayan kadınlar
Pazartesi, 21 Eylül 2009
21/09/2009 09:00_____________________________________________________________ Sorunun içinde yaşayan kadınlardan açılım dersleriKadın Gelişim Merkezi’nde gerçekleştirilen Kürt açılımının değerlendirildiği toplantıya Radikal Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan moderatörlük yaptı. Fotoğraf: Serkan OcakKAGİDER'in 'Radikal Sohbetler'inde önemli tespitler dile getirildi. Hakkâri Devlet Hastanesi... Devamını oku...
Çocuklar milli maçta
Cumartesi, 29 Ağustos 2009
  Çocuklar milli maçta 29/08/2009 04:34 Hakkari'de polise taş atan çocuklar kadın doktor Dilek Yeşilbaş'ın kurduğu dernekle spora kazandırıldı. Çocuklardan 10'u Fatih Terim'in davetiyle Kayseri'deki Türkiye –Estonya maçını izleyecek     HAKKARİ - Hakkari’de görev yapan kadın doktorun kurduğu Baran Yetenek Avcıları Derneği tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, daha önce çeşitli olaylarda... Devamını oku...
Bölge Barışa Hazır
Pazartesi, 24 Ağustos 2009
BÖLGE BARIŞA HAZIR 24 Ağustos 2009 Pazartesi, 00:30_____________________________________________________________ Hakkarililer’in ‘melek doktoru’ Samsunlu psikiyatrist Dilek Yeşilbaş, “Burası barışa hazır. Atılacak tek bir adım büyük bir çığa dönüşür. Kendi dillerinde şarkılarını söylemek için dağa çıkan bu insanlar artık evlerinde şarkı söylemek istiyor” çağrısı yaptı ( Ebru Baran İstanbul... Devamını oku...
Tebeşir Dairesinde Türkler ve Kürtler
Perşembe, 13 Ağustos 2009
Onlar zılgıtlarla şarkılarla barış ve kardeşlik sloganlarıyla yaylaya tırmanışlarını, eşsiz manzarayla nasıl büyülendiklerini yurdumuzun en uç köşesinden telefonla bizlere aktarırken eşzamanlı olarak Taksim Meydanı'na da rengarenk kadınlar gelip battaniyelerini yere sermeye başlamışlardı nöbet için.   Onlar zılgıtlarla şarkılarla barış ve kardeşlik sloganlarıyla yaylaya tırmanışlarını, eşsiz... Devamını oku...
Hakkâri semalarında yağmur bulutları
Çarşamba, 05 Ağustos 2009
  Hakkâri semalarında yağmur bulutları   AYŞE ADLI Sayı: 765/ Tarih : 03-08-2009 Baran, yağmur anlamına geliyor. Hakkâri’ye umut taşımak niyetiyle kurulan derneğe bu ismin seçilmesi manidar. Baran’la ferahlığa zemin hazırlayanlara da ‘yağmur bulutu’ demek gerek bu durumda.   Yakın zamana kadar devlet memurlarının sürgün yeriydi Hakkâri. Giden de bilirdi bunu, onu bekleyenler de… Birkaç yıldır bu... Devamını oku...
Hakkari'nin meleği!
Pazar, 02 Ağustos 2009
          31/07/2009 07:42 Hakkâri'ye atanan psikiyatr Dilek Yeşilbaş 26 yıl sonra sinemayı açtırdı, ÖSS tercihi için rehber öğretmen sağladı. 'Taş atan' çocuklar futbol takımı da yolda...     HAKKARİ - Hakkâri’ye dokuz ay önce ‘doktor’ geldi, kentin çehresi değişti. Psikiyatri uzmanı Dilek Yeşilbaş mecburi hizmet kapsamında geldiği Hakkâri’de mesai saatleri içinde hastalarıyla ilgilenirken mesai... Devamını oku...
Küçük hikaye ve büyük hikaye arasında Kürt açılımı
Cuma, 31 Temmuz 2009
Küçük hikaye ve büyük hikaye arasında Kürt açılımı31 Temmuz 2009 Cuma İçişleri Bakanı Beşir Atalay, geçtiğimiz Çarşamba günü “Kürt açılımı” üzerinden bir basın toplantısı düzenledi. Şu içinde yaşadığımız dönemde, İçişleri Bakanı'nın Beşir Atalay, Dışişleri Bakanı'nın Ahmet Davutoğlu olması ülkemiz için bir armağan. İnşallah umduğumuzu bulur, taze umutlarla yola devam ederiz  ... Devamını oku...
Yeşilbaş'ın Hakkari fotoğrafı
Cuma, 31 Temmuz 2009
  Yeşilbaş'ın Hakkari fotoğrafı Hakkâri'ye atanan psikiyatr Dilek Yeşilbaş 26 yıl sonra sinemayı açtırdı,ÖSS tercihi için rehber öğretmen sağladı. 'Taş atan' çocuklar futbol takımı da yolda... 31 Temmuz 2009 / 11:44 Hakkâri'ye dokuz ay önce 'doktor' geldi, kentin çehresi değişti. Psikiyatri uzmanı Dilek Yeşilbaş mecburi hizmet kapsamında geldiği Hakkâri'de mesai saatleri içinde hastalarıyla ilgilenirken... Devamını oku...
Tebeşir Dairesinde Türkler ve Kürtler

Onlar zılgıtlarla şarkılarla barış ve kardeşlik sloganlarıyla yaylaya tırmanışlarını, eşsiz manzarayla nasıl büyülendiklerini yurdumuzun en uç köşesinden telefonla bizlere aktarırken eşzamanlı olarak Taksim Meydanı'na da rengarenk kadınlar gelip battaniyelerini yere sermeye başlamışlardı nöbet için.

Onlar zılgıtlarla şarkılarla barış ve kardeşlik sloganlarıyla yaylaya tırmanışlarını, eşsiz manzarayla nasıl büyülendiklerini yurdumuzun en uç köşesinden telefonla bizlere aktarırken eşzamanlı olarak Taksim Meydanı'na da rengarenk kadınlar gelip battaniyelerini yere sermeye başlamışlardı nöbet için.

Kadınlar barış istiyor. Jin jiyan azadi. Geceyi sohbet ve halaylarla geçiren, sabahın erken saatlerinde güneşin doğuşunu hep birlikte izleyen kadınlar adına basın açıklamasını okuyan sevgili arkadaşım Prof. Büşra Ersanlı'nın söylediklerini yürekten paylaşmamak imkânsız.

Şiddet dolu yıllar boyunca yaşadıklarımızı, bu yaşanmışlıklara dair tanıklıklarımızı, duygularımızı paylaşmak, birbirimizin yüreğine dokunmak, birbirimizin halinden anlamak için Berçelan'dayız diyordu. Aynı gün içinde asker anneleri ve çocuklarını dağda kaybeden anneler Diyarbakır'da birlikte basın toplantısı yaptılar. Burada en değerli şey, birbirimizin halinden anlamak ve işte bu elinde şiddetten başka seçenek bulunmayanların anlamayı reddettikleri şey.

Taksim'de kimi başı tülbentli kimi başı açık kadınların 'Sarı Gelin'den 'Burçak Yaylası'na 'Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar'dan 'Ez Keçim Keça'ya (ben bir Kürt kızıyım, buraların yıldızıyım şarkısı) değin birçok türküyü birlikte söylemesi, eline mikrofonu alan kadınların içlerinden geldiği gibi konuşmaları tam bir Anadolu ailesi atmosferiydi. Taksim Meydanı'nın en güzel saatlerinden biriydi. Bazı kadınlar yatsı ezanıyla beraber oturdukları yerden namaza durmuştu. Ezan okunurken şarkıyı kesmeyen kızlarını uyarmaya çalıştılar. Kuşaklar arasındaki farkları ve daha birçok sosyolojik olguyu gözlemlemek mümkündü. Mikrofon uzatıldığında Kürtçe konuşmaya çalışıp da konuşamayan bir Kürt kızının üzüntüsünü anlamak lazım. Ben gecenin üçüne doğru meydandan ayrılırken hiçbir yorgunluk emaresi yoktu kadınlarda. Ne uğruna bu kadar kan döküldüğünü, bu atmosferin bizden neden çalınmak istendiğini, huzurun neden yıllardır esirgendiğini tam olarak hiç kimsenin anlayamadığını düşündüm. Aslında meydandaki hiç kimse ezberimizdeki yerlere ait değildi. Himaye adı altında acımasız güçler savaşının kurbanıydı insanlar. Oğullarını kaybetmiş birkaç anne tülbentlerini yere çalarak "yeter artık" dediklerinde ürperdi herkes. Meydanda gerillayı öven sloganlar söyleyen birkaç genç kızın ne kadar rahatsızlık verdiğini söylemek zorundayım. Uyarıldılar doğal olarak. Çünkü bütün kadınlar şiddetten uzaklaşmak için toplanmıştı ve ortak platformların bir adabı olmalıydı. Böyle münferit olaylar yüzünden insanlığımızı yücelten çalışmaları, çabaları mahkûm etmek, emeğini, mesaisini, aklını ve kalbini koyan kadınlara minnet duymamak söz konusu olamaz. İyilik için verecek bir saniyelik enerjisi olmayan insanlar bu insanî buluşmaları yaftalamak ya da küçümsemekle meşguldü. Gittin de ne oldu, sana ne faydası var, bu çabaların kimin işine yaradığını biliyor musun, bu işlerde bir oyun var sizi kullanıyorlar diyerek sürekli gözdağı verenlerin elinde şiddetten, kendini tarif etmek, halini anlatmak isteyen herkesi türlü çeşit şiddetle bastırmaktan ya da bunu yapanlara zımnen destek vermekten başka bir önerileri yok.

Dindar insanlara sağcılık, asimilasyoncu milliyetçilik statükoculuk ile vicdan arasında asılı kalmak yerine kararlılıkla Kur'an'ın öngördüğü adalet ve hakkaniyetin yanında yerini almak yakışır. Sonuçta herkes kendine yakışanı yapar. DTP'li kimi vekillerin Kemalizm'i Kürt ulusalcılığı üzerinden yeniden üreten söylemleri, anayasa çalışmaları sırasında celladına âşık olan insanların psikolojisiyle dindar insanlara karşı laikçi ve Kemalist kesimleri birlikte hareket etmeye çağıran, başkaları için olunca baskıları onaylayan yaklaşımlarını titizlikle gözden geçirmeleri gerekmekte bu meydana bakarak.

Açıkça görülüyor ki partilerin tabanı diye esaret benzeri sabiteler yok. Hepimizin bir iyilik salgını başlatacak hesapsız kitapsız insanlara, ezberleri bozan açılımlara ihtiyacımız var.

Sevgili arkadaşım Dilek Yeşilbaş, bugünlerde Hakkari'de fırtınalar estiriyor. Hiç kimsenin gitmek istemediği şehre psikiyatrist doktor olarak atandığında uçarak gitti. Telefonda hatırını sormak için konuştuğumda sesi heyecan doluydu. Gündüzleri hastanede çalışıyor, mesaiden arta kalan zamanlarında ise bin bir çeşit proje geliştiriyor. Gider gitmez Baran Yetenek Avcıları derneğini kurmuş. Derneğin ilk icraatı 26 yıl aradan sonra şehri bir sinemaya kavuşturmak olmuş. Hakkari'nin her yıl üniversiteye en az öğrenci gönderen il olmasıyla ilgili makus talihini kırmak için kolları sıvamış sonra. Başka illerden ricası üzerine gelen gönüllü öğretmenlerle öğrencilerin doğru tercihleri yapıp üniversitelerde iyi yerlere yerleşmeleri için çabalamışlar. Yoldan geçen araçların, trenlerin camlarına taş atan çocuklardan bir futbol takımı kurmuşlar. 'Formalar ısmarlandı' diyordu heyecanla. Hakkari'nin beyaz meleği demeye başladıklarını okudum bir küçücük haberde. Böyle haberler küçücük oluyor genelde. Bıkıp usanmadan bütün kurumlara gidip destek talep etmesi, tenis kortu ve benzeri tesisler için, gençler daha iyi koşullarda yaşasınlar diye canhıraş mücadele edişini dinlerken işte bu diyordum içimden.

'Çocuklar nasıl yürekten bağlanıyor, ne asil, ne kadar hatırşinas ve vefalılar, sevgisizlik, adam yerine koymama, güvensizlik bizi bugünlere getirdi.' diyor doktor hanım. Yoksulluk, yoksunluk ve yok sayılmaktan daha büyük şiddet var mı?

Tülbentini yere atan kadınlar ve doktor Dilek bana Bertolt Brecht'in bir öyküsünü hatırlattı. Augsburg Tebeşir Dairesi adlı öyküde hâkim karşısına çıkan iki kadın da yedi yaşlarındaki bir erkek çocuğunun kendisine ait olduğunu ileri sürmektedir. İddiaları dikkatle dinleyip işin içinden çıkamayan hâkim, mahkeme salonunun ortasına tebeşirle bir daire çizdirdi ve iki kadını ve çocuğu içine çağırdı: 'Her biriniz çocuğun bir elinden tutun, ben 'Haydi!' deyince dairenin dışına çekmeye çalışın. Hanginizin sevgisi daha güçlüyse daha büyük güçle çekecek ve çocuk onun olacak.' Kadınlardan biri afallayıp zarar verme endişesiyle öylece kalırken öteki hızla çekip çıkarmıştı bile. Hikâyenin en can alıcı yeri ise hâkimin çocuğu tutup çekmeye kıyamayan kadına vermesi, onun ise beklendiği gibi öz anne olmayıp, onu büyüten kadın olmasıydı.

Bizim durumumuzda da mesele hayli karmaşık. Dairenin içindeki Türk ve Kürt gençlerinin sahibi olduklarını iddia edenleri göreceğiz bugünlerde. Kimdir onların annesi? Kim parçalanmaları pahasına paylaşmaktan yana?

 

ZAMAN

YILDIZ RAMAZANOĞLU

11 Ağustos 2009, Salı