Baran Yetenek Avcıları Derneği ile Anadolu Spor Akademisi'nin hiçbir ortaklığı yoktur!
<<  Eylül 2010  >>
 Pz  Sa  Ç  Pr  Cu  Ct  Pz 
    1  2  3  4  5
  6  7  8  9101112
13141516171819
20212223242526
27282930   


Dünya İkincisi oldular
Cuma, 04 Haziran 2010
YuksekovaHaber.com 29 Mayıs 2010 Cumartesi 14:54 Dünya İkincisi oldular Almanya’da düzenlenen U-11 ELBTAL CUP’ turnuvasında Türkiye’yi temsil eden Hakkarili minikler Dünya İkincisi oldu. Minikler kentte sevinçle karşılandı. Baran Yetenek Avcıları Derneği ile Anadolu Spor Akademisi’nin işbirliğinde hazırlanan proje kapsamında, futbol kulübünde seçilen 15 çocuk Almanya’da düzenlenen olan U-11 ELBTAL CUP Futbol... Devamını oku...
SAATLER
Çarşamba, 05 Mayıs 2010
23.04.2010 Leyla İpekçi Dilek’le gelen... Demokratik açılım sürecine sıkışarak siyasileştirilmemesi gereken adaletsizliklerden biri TMK mağduru çocukların yargılanma biçimi. Polise zafer işareti yaptığı için veya arbede çıktığında oradan geçmekte olduğu için, ya da yüzünü örtüp taş attığı için terörle mücadele kapsamında yetişkinler gibi yargılanan 18 yaş altındaki çocuklar sözkonusu olduğunda:... Devamını oku...
Belki şehre bir film gelir diyerek bekleyemedim
Çarşamba, 05 Mayıs 2010
310/4/2010 İki sene önce Hakkari’ye atanan psikiyatr Dilek Yeşilbaş’ın ‘zorunlu’ hizmeti ‘gönüllü’ye dönüştü. 26 yıl sonra şehre bir sinema açılmasını sağlayan, isimleri ‘taş atmak’la anılan çocukları sporla tanıştıran Yeşilbaş izinlerini bile onlar için kullanıyor. Görev süresi dolan Yeşilbaş, “Mesleğimi bırakırım, çocukları bırakmam” diyor Bugüne kadar pek çok ‘idealist... Devamını oku...
Çocukların Yüreğine Aktı
Çarşamba, 05 Mayıs 2010
YAYIN TARİHİ: 27.04.2010 Hakkari Devlet Hastanesi'nden "arka sokaklara" taşan bir doktor Dilek Yeşilbaş... Hakkarili Çocuklardan oluşturduğu futbol takımıyla bölge çocuktaşlarını çok başka bir yere taşıdı. Şimdi minikler, mayıs ayında Almanya'daki futbol turnuvasında Türkiye'yi temsil edecekler... FATMA K. BARBAROSOĞLU Anadolu Spor Akademisi Projesi bir Avrupa Birliği projesi... Ağrı Valiliği ve Hakkâri... Devamını oku...
Yılmaz Özdil yazıyor
Çarşamba, 05 Mayıs 2010
7 Nisan 2010, Çarşamba Usta kalem Yılmaz Özdil'in kendine has tarzıyla bu haftanın spor gündemine bakışı... Dr. Dilek Yeşilbaş...Dünyayı değiştirmek için...Bazen “bir kişi” yeter. ***** Hakkari Devlet Hastanesi’nde görevli psikiyatr uzmanı Doktor Dilek Yeşilbaş, Hakkari’de ev ev gezdi, polise taş atan çocukları tek tek belirledi... Ve, onlardan “futbol kulübü” kurdu! ***** Baran Yetenek Avcıları... Devamını oku...
Hakkâri'nin Ronaldinho'su
Çarşamba, 05 Mayıs 2010
17 Nisan 2010, Cumartesi Hakkâri'de çocuklar artık siyasi olaylarda kullanılmayacak kadar eğlenceli bir işin peşinde. Psikolog Dilek Yeşilbaş, eğitiminde Anadolu Futbol Akademisi'nin yürüttüğü programla "Geleceğin Ronaldinho'su" olabilmek için ter döküyor. Geçtiğimiz günlerde televizyon ve gazetelerde Hakkari kaynaklı bir görüntü sıkça kullanıldı. 14 yaşında yüzü kanlar içindeki bir çocuk, sivil polisler... Devamını oku...
Hakkarili Çocuklar Gol Atacaklar
Çarşamba, 05 Mayıs 2010
17/04/2010 02:00 Hakkârili çocuklar geçen hafta, Almanya'da yapılacak futbol turnuvasına katılmak için takım seçmelerindeydi. Taş atan çocuklar ile taşlanan lojmanda oturan hâkimin oğlu, aynı takımda ve aynı hayalin etrafında buluştu... SERKAN OCAK (Arşivi) Yüzlerce çocuk takıma girmeye çalıştı, 21’i seçildi. HAKKÂRİ - Dilek Yeşilbaş, Hakkâri Devlet Hastanesi’nde psikiyatri uzmanı olan bir doktor.... Devamını oku...
Yılmaz Özdil'in Yazısı
Pazartesi, 12 Nisan 2010
310/4/2010 Usta kalem Yılmaz Özdil'in kendine has tarzıyla bu haftanın spor gündemine bakışı...   Dr. Dilek Yeşilbaş...   Dünyayı değiştirmek için... Bazen “bir kişi” yeter. *** Hakkari Devlet Hastanesi’nde görevli psikiyatr uzmanı Doktor Dilek Yeşilbaş, Hakkari’de ev ev gezdi, polise taş atan çocukları tek tek belirledi... Ve, onlardan “futbol kulübü” kurdu! *** Baran Yetenek Avcıları Derneği ve... Devamını oku...
Minikler Gol Atacaklar
Pazartesi, 12 Nisan 2010
310/4/2010 Türkiye`yi Almanya`da temsil edecek olan Hakkârili çocuklardan oluşan futbol takımının seçmelerine başlandı. HAKKARİ (İHA) - Hakkâri`de sık sık yaşanan toplumsal olaylarda polise taş atmakla gündeme gelen Hakkârili çocuklar Merkezi Ağrı`da bulunan Anadolu Spor Akademisi, Baran Yetenek Avcıları Derneği ve Ağrı Valiliği işbirliği ile hazırlanan bir proje kapsamında Almanya`da düzenlenecek olan U-11... Devamını oku...
Hakkari'nin Yıldızları Almanya'ya Gidiyor
Çarşamba, 31 Mart 2010
Anadolu Spor Akademisi'nin(asa) Hakkarili Miniklerden Oluşan Takımı, Almanya'da Düzenlenecek Futbol Turnuvasında Türkiye'yi Temsil Edecek. Minik Futbol Takımı İçin 1999 Doğumlulardan Yapılacak Seçmelerle Belirlenecek Futbolcular, İstanbul Riva Milli Takım Kampı'ndan Yapılacak Çalışmadan Sonra Almanya'ya Uçacak. Anadolu Spor Akademisi'nin(ASA) Hakkarili miniklerden oluşan takımı, Almanya'da düzenlenecek futbol... Devamını oku...
Hakkarili Minikler Almanya'da Düzenlenecek Olan Futbol Turnuvasında Türkiye'yi Temsil Edecek
Çarşamba, 31 Mart 2010
30 Mart 2010 / 18:01 Erzurum'da yakılan ve bölgeye umut olan 'Anadolu Spor Akademisi Projesi' henüz hayata geçmeden binlerce insanın hayallerini süslemeye başladı. İsviçre'de düzenlenen turnuvaya katılarak ülkemizi başarıyla temsil eden Erzurum''da yakılan ve bölgeye umut olan ''Anadolu Spor Akademisi Projesi'' henüz hayata geçmeden binlerce insanın hayallerini süslemeye başladı. İsviçre''de düzenlenen turnuvaya... Devamını oku...
'Hakkarili çocuklar' Türkiye'yi temsil edecek
Çarşamba, 31 Mart 2010
HAKKARİ (A.A) Hakkari'de görev yapan kadın doktorun kurduğu Baran Yetenek Avcıları Derneği tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, Hakkarili çocuklardan oluşan futbol takımı, Almanya'da düzenlenen futbol turnuvasına katılacak. Hakkari Devlet Hastanesinde görevli psikiyatri uzmanı Dr. Dilek Yeşilbaş, burada kurduğu Baran Yetenek Avcıları Derneğinin çalışmaları kapsamında ev ev gezerek, daha önce çeşitli... Devamını oku...
Sorunun içinde yaşayan kadınlar
Pazartesi, 21 Eylül 2009
21/09/2009 09:00_____________________________________________________________ Sorunun içinde yaşayan kadınlardan açılım dersleriKadın Gelişim Merkezi’nde gerçekleştirilen Kürt açılımının değerlendirildiği toplantıya Radikal Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan moderatörlük yaptı. Fotoğraf: Serkan OcakKAGİDER'in 'Radikal Sohbetler'inde önemli tespitler dile getirildi. Hakkâri Devlet Hastanesi... Devamını oku...
Çocuklar milli maçta
Cumartesi, 29 Ağustos 2009
  Çocuklar milli maçta 29/08/2009 04:34 Hakkari'de polise taş atan çocuklar kadın doktor Dilek Yeşilbaş'ın kurduğu dernekle spora kazandırıldı. Çocuklardan 10'u Fatih Terim'in davetiyle Kayseri'deki Türkiye –Estonya maçını izleyecek     HAKKARİ - Hakkari’de görev yapan kadın doktorun kurduğu Baran Yetenek Avcıları Derneği tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, daha önce çeşitli olaylarda... Devamını oku...
Bölge Barışa Hazır
Pazartesi, 24 Ağustos 2009
BÖLGE BARIŞA HAZIR 24 Ağustos 2009 Pazartesi, 00:30_____________________________________________________________ Hakkarililer’in ‘melek doktoru’ Samsunlu psikiyatrist Dilek Yeşilbaş, “Burası barışa hazır. Atılacak tek bir adım büyük bir çığa dönüşür. Kendi dillerinde şarkılarını söylemek için dağa çıkan bu insanlar artık evlerinde şarkı söylemek istiyor” çağrısı yaptı ( Ebru Baran İstanbul... Devamını oku...
Tebeşir Dairesinde Türkler ve Kürtler
Perşembe, 13 Ağustos 2009
Onlar zılgıtlarla şarkılarla barış ve kardeşlik sloganlarıyla yaylaya tırmanışlarını, eşsiz manzarayla nasıl büyülendiklerini yurdumuzun en uç köşesinden telefonla bizlere aktarırken eşzamanlı olarak Taksim Meydanı'na da rengarenk kadınlar gelip battaniyelerini yere sermeye başlamışlardı nöbet için.   Onlar zılgıtlarla şarkılarla barış ve kardeşlik sloganlarıyla yaylaya tırmanışlarını, eşsiz... Devamını oku...
Hakkâri semalarında yağmur bulutları
Çarşamba, 05 Ağustos 2009
  Hakkâri semalarında yağmur bulutları   AYŞE ADLI Sayı: 765/ Tarih : 03-08-2009 Baran, yağmur anlamına geliyor. Hakkâri’ye umut taşımak niyetiyle kurulan derneğe bu ismin seçilmesi manidar. Baran’la ferahlığa zemin hazırlayanlara da ‘yağmur bulutu’ demek gerek bu durumda.   Yakın zamana kadar devlet memurlarının sürgün yeriydi Hakkâri. Giden de bilirdi bunu, onu bekleyenler de… Birkaç yıldır bu... Devamını oku...
Hakkari'nin meleği!
Pazar, 02 Ağustos 2009
          31/07/2009 07:42 Hakkâri'ye atanan psikiyatr Dilek Yeşilbaş 26 yıl sonra sinemayı açtırdı, ÖSS tercihi için rehber öğretmen sağladı. 'Taş atan' çocuklar futbol takımı da yolda...     HAKKARİ - Hakkâri’ye dokuz ay önce ‘doktor’ geldi, kentin çehresi değişti. Psikiyatri uzmanı Dilek Yeşilbaş mecburi hizmet kapsamında geldiği Hakkâri’de mesai saatleri içinde hastalarıyla ilgilenirken mesai... Devamını oku...
Küçük hikaye ve büyük hikaye arasında Kürt açılımı
Cuma, 31 Temmuz 2009
Küçük hikaye ve büyük hikaye arasında Kürt açılımı31 Temmuz 2009 Cuma İçişleri Bakanı Beşir Atalay, geçtiğimiz Çarşamba günü “Kürt açılımı” üzerinden bir basın toplantısı düzenledi. Şu içinde yaşadığımız dönemde, İçişleri Bakanı'nın Beşir Atalay, Dışişleri Bakanı'nın Ahmet Davutoğlu olması ülkemiz için bir armağan. İnşallah umduğumuzu bulur, taze umutlarla yola devam ederiz  ... Devamını oku...
Yeşilbaş'ın Hakkari fotoğrafı
Cuma, 31 Temmuz 2009
  Yeşilbaş'ın Hakkari fotoğrafı Hakkâri'ye atanan psikiyatr Dilek Yeşilbaş 26 yıl sonra sinemayı açtırdı,ÖSS tercihi için rehber öğretmen sağladı. 'Taş atan' çocuklar futbol takımı da yolda... 31 Temmuz 2009 / 11:44 Hakkâri'ye dokuz ay önce 'doktor' geldi, kentin çehresi değişti. Psikiyatri uzmanı Dilek Yeşilbaş mecburi hizmet kapsamında geldiği Hakkâri'de mesai saatleri içinde hastalarıyla ilgilenirken... Devamını oku...

21/09/2009 09:00

_____________________________________________________________


Sorunun içinde yaşayan kadınlardan açılım dersleri


Kadın Gelişim Merkezi’nde gerçekleştirilen Kürt açılımının değerlendirildiği toplantıya 
Radikal Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan moderatörlük yaptı. Fotoğraf: Serkan Ocak


KAGİDER'in 'Radikal Sohbetler'inde önemli tespitler dile getirildi. Hakkâri Devlet Hastanesi Psikiyatri uzmanı Dr. Dilek Yeşilbaş: Her cümleye 'biz' diyerek başlamak gerekiyor... KAMER Başkanı Akkoç: Hepimiz şiddet kültürünü benimsedik. Şiddetin diliyle barış olmaz...

Türkiye Kadın Girişimcileri Derneği (KAGİDER) tarafından 4 Eylül’de KAGİDER Kadın Gelişim Merkezi’nde düzenlenen ‘Radikal Sohbetler’de Kürt açılımı konuşuldu. Kadın bakış açısıyla açılımın ele alındığı toplantıya Radikal gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, moderatör oarak katılarken, Hakkari Devlet Hastanesi Psikiyatri uzmanı Dr. Dilek Yeşilbaş ile Kadın Merkezi (KAMER) Başkanı Nebahat Akkoç konuşmacı olarak katıldı. Radikal Sohbetler’de çok sayıda gönüllü kadın katılımcı da yer aldı. 
Toplantının açılışında konuşan İsmet Berkan şunları söyledi: “Bu dernek bir kadın kuruluşu. Kürt sorununun kadına, Kürt kadınına yansıyan boyutu sorunun kendisi kadar büyük. Konuşmaya başlamakta çok geç kaldık bu sorunu. Bugünlerde aradan 25 yıl geçtikten sonra bu sorunun ne olduğu tanımlaması yapılmaya başlandı. Çeşitli tanımlar var. Belki 10 yıldır bu sorunun tek bir kelime ile eşitlik sorunu olduğunu düşünüyorum. Bu ülkede eşitlik sorunu yok dendiğinde ben hep aynı örneği kullanıyorum. Bir 21 plakalı bir de 34 plakalı araçla, İstanbul’tan Diyarbakır’a kadar giderken hangimizin başına neler geliyor. Biz bu deneyi gazete olarak da yaptık. 21 plakalı araçla seyahat eden arkadaşımızın başına gelmeyen kalmadı. Bu nedenle eşitlik sorunu yok denmesin. Genel anlamda bu bir eşitlik sorunu. Bazı vatandaşlarımızı eşit görmüyoruz. Fakat kadınlar açısından hayal bile edemiyorum. Kadınlar açısından çok daha derin bir sorun olduğunu düşünüyorum. Kürt kadının sorununu genel kürt sorunundan daha büyük olduğunu düşünüyorum. İçi dışından daha büyük bir sorun gibi geliyor bu sorun bana. Sahadan direkt iki insan var karşımızda.”

‘Bir çukurun içindesiniz, ufuk yok’
Berkan bu kısa konuşmasının ardından sözü  Hakkari Devlet Hastanesi Psikiyatri uzmanı Dr. Dilek Yeşilbaş önemli tespitleri dile getirdi:
“İlk görev yerim doğuda Hakkari’de oldu. Orda ne yaşayacağımı bilmiyordum. Gitmeyeceğimi, orada yaşayamayacağımı düşünenler oldu. Alanım psikiyatriydi ve tabiki de o odanın içinde bambaşka psikolojilere tanık oldum. Birçok acıyı gözlerimle gördüm. Bir süre sonra, meslek olmaktan çıkıp, dert dinlemeye döndü mesleğim. Duyarsız kalmak mümkün değildi çünkü. Her alanda gördüğüm çaresizlik ve ‘şehir hürriyetinin’ yokluğu beni ‘ne yapabilirim?’ sorusuna yöneltti. Orada yaşanan hayat ‘normal’ değildi. Geceler boyu düşündüm ne yapılabilir diye. Nüfusun yüzde 50’si 19 yaş altı. Çok ciddi bir enerji var Hakkari’de ancak, hiçbir rol model yok, yapacak hiçbirşey yok. Hakkari’de bir çukurun içinde yaşıyorsunuz, ufuk yok... Böyle bir sıkıntının içerisinde ciddi imkansızlar yaşanıyor. Kışın heyelanlar, çığlar yaşanır, bazı yerlere ulaşmak saatler, günler alır. ‘Kendi kendimize kalırız.’ ‘Ne yapabilirim?’ sorusuna yanıt aramak için Hakkâri Valisi’yle görüşmek istedim. Çünkü, inanın bu sorun çözülmeli. Burda çok güzel insanlar var. 

‘Mecburi hizmetimi çok sevdim’
Daha sonra gördüm ki asıl problem iletişimsizlikkten kaynaklanıyor: ‘Burası ve Orası’ arasında... İki tarafın da oluşturduğu önyargılar var karşı tarafa karşı. Ben de gitmesem göremezdim. Bu ‘mecburi hizmeti’mi çok sevdim zaman içerisinde. Burada çok gururlu, asıl insanlar vardı çünkü. Fakirliklerini örtmeye çalışırlar, ‘yok’ demezler asla. Örneğin evimdeki internet probleminden ötürü çağırdığım Türk Telekom’da çalışan çocuğa 10 TL bahşiş veremedim. Sosyal yaşam, aşırı derecede politize olmuş durumda, dediğim gibi ‘normal’ yaşanmıyor. Adaletli bir sistem gereği eşitlik gerekiyor burada, her cümleye ‘biz’ diyerek başlamak gerekiyor. Ancak benim en çok dikkatimi çeken Hakkâri’de yaşayan vatandaşlarda umudun tükenmesiydi. 

‘Uğraşma, olmaz’ dediler...’
Tüm bu sorunlar, beni bir dernek kurmaya yönlendirdi. Yedi kişilik yönetim kurulumuz var, yedisi de kadın. Adı ‘Baran Yetenek Avcıları Derneği.’ Bizim tüzüğümüz çok geniş. Sorun nerdeyse orada yardım etmek istiyoruz. Örneğin, içlerine bomba koyulduğu için çöp kutuları kaldırılmış ve halk bu çöp konteynırlarının yokluğunu artık kanıksamış. Bu sorunu da çözmek istedik, çünkü ‘çöplerin ortada olması’ halk tarafından normal karşılanıyor. Sorunu çözdük. İletişim sorunuyla ilgili de elimizden geleni yaptık. Birçok organizasyon yaptık. ‘Hiç uğraşma olmaz’ dediler ama kısa sürede bir çok projenin altından kalktık. 

‘Futbol takımı kurduk’
ÖSS’ye hazırlanan çocuklar da yardım etmek için geliyorlar. Hem evde, hem işte çalışıyorlar. Kaynakları dahi yok. Bu çocuklar üniversiteye nasıl girecek? Hakkari sondan üçüncü il ÖSS başarı sıralamasında. Ufukları yok çocukların. En büyük hayalleri ‘öğretmen olmak’ Ne mühendislik ne başka bir şey... Bunu Milli Eğitim Müdürü’ne gidip söylemek de hem bize hem vatandaşa düşüyor. Örneğin çocukların saat beşten sonra ders çalışabilme imkanı yok. Bunu da çözmeye çalıştık. Şimdi buradaki çalışmalar bireysel çalışmalardan oluşuyor. Ben, tüm yıllık izinlerimi değerlendiriyorum. Birçok sivil toplum kuruluşunun ilgilenmesi gerekiyor. 19 yaş altı nüfusla ilgili olarak sosyal faaliyetlerin başlatılması gerekiyor. Örneğin biz bir futbol takımı kurma fikri geliştirdik. Aileler çocuklarını getirdiler, büyük bir hevesle karşılandı. Bu projeyle ilgili ‘insan’ faktörü çok önemli bir yerde duruyor. Oraya bir antrenör getirmek için binlerce lira gerekiyor. Ancak herkes birlik oldu, yardımlaşmayla üstesinden geldik. 

‘Kadınlarla Türkçe konuşabilmek zor’
İşin kadın boyutuna gelince; meslek alanım gereği herkesle ‘konuşmak’ zorundayım. Ama ciddi bir dil sıkıntısı var. Erkekler sosyal ortamda daha fazla yer aldığı için daha az sıkıntı çektim ancak, kadınlarla Türkçe ‘konuşabilmek’ zordu. Çocuklar ve gençler de okula gittikleri için ‘dil sorunu’ çok yaşanmıyordu. Kadın, kendini ifade edemiyor. Birçok kadın, kocası olmadan terapiye girmek istemedi. Kendisini ifade etmekten korkuyor, şikayetini kocasının anlatmasını istiyor. Bazı kadınlar da eşlerini terapide istemiyor; çünkü ondan dert yanacak. Dolayısıyla kadın, çalışma hayatında daha fazla olursa, eğitim seviyesi yükselirse bu sorun azalacaktır.
Sokaklarda bazı küme küme toplantılar oluyor erkekler arasında. Kadının ne kadar önemli olduğu bahsediliyor. Ancak, o konuşmalarda ‘kadın’ yok, evinde. 

Kürt Kadını Kongresi
Kadınlarda orada ekonomik hayata kazandırabiliriz. Maddi getirisi çok fazla olmayacaktır ancak kadının sosyal hayata girişini sağlayacaktır. İran ve Irak’tan çok güzel meyve sebzeler geliyor. Bu bölgenin toprakları oldukça verimli. Burada kadınların yönlendirilebileceği bir küçük bir tarım sektörü oluşturulabilir. Belki bunlar değerlendirilir diye düşündük. Hakkâri Üniversitesi’nde Kürt Kadını Kongresi yapacağız. Bu kongrede Kürt Kadını’nın politik problemleri, ekonomik problemleri, sosyal hayatla ilgili problemleri uzun uzun konuşulacak. 
Polikliniğe ilgi beklenmedik bir şekilde iyiydi. Ortalama 30 - 40 hasta alıyoruz. Şaşırdığım noktalar, hiç bir ‘şiddet’ veya ‘ensest tecavüz’ şikayetinin gelmemesiydi. Derneğimizin bir başka projesi de Kürtçe beslenme ve sağlık eğitimi vermek. Valilikten izin aldık, sakıncası olmayacağını söyledi. Derneğe ‘baş ağrısı’ şikayetiyle bile gelse birinin tüm karakter analizini yapabilmek mümkün... Hemen soruyorum; evde kaç kişi var? Kuma var mı diye? Sonrası geliyor zaten. Bir insanı çaresizliğiyle yüzleştirmek mi, yüzleştirmemek mi iyi? ”

Açılıma kadınlar nasıl bakıyor?
Yeşilbaş’ın ardından söz alan KAMER Başkanı Nebahat Akkoç şunları söyledi:
“Dilek’in yaptığı şeylerin ne anlama geldiğini çok iyi biliyorum. Hakkari’de KAMER beş altı yıldır var. Çok kıymetli olduğunu biliyorum. Bu nedenle o anlatsın ben dinleyeyim istiyorum. Herkesten önce açılımı Dilek başlattı. Benden açılım sürecinde kadınların sorunları ve sorunların çözüm yöntemleriyle ilgili konuşma yapmam istendi. Bu süreci kürt kadınlarının nasıl yaşadığına dair birşeyler söyleyeceğim ama ondan önce bu açılım sürecini biz bölgedeki kadınlar nasıl değerlendiriyoruz? Bizim için çok önemliydi, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın konuşmasından sonra, biz de bir dizi sürekli toplantılar halindeyiz. ‘Bunu nasıl anlamalıyız? Cevabımız ne olmalı?’ gibi.

‘Bu iyi bir süreç’ 
Bu süreci çok kıymetli buluyoruz. İnanılmaz heyecanlandık. Bazen bu heyecan karamsarlığa dönüşse de bunu kaybetmemeye çalışıyoruz. Her durumla ilgili fikrimiz nedir onu bulmaya çalışıyoruz. O bölgede 23 il var. Her il ve ilçelerde çalışıyoruz. Yaygın bir alanın özetini sunuyorum burada. Önce şuradan başladık, bu süreç neden başladı? Dışardan mı yönetiliyor? Bunları çok önümüze koyduk ve tartıştık ve bizi hiç ilgilendirmez diye düşündük. Bu süreç iyi bir süreç. Nereden yönetiliyorsa yönetilsin. Öyle olsa bile sonucu iyi olacak bir şeyin kim tarafından idare edildiği bizi hiç ilgilendirmiyor. ‘Demek ki bu kadar kolaysa, o zaman başlangıcı da dışardan mıydı? O zaman neden kimsenin sesi çıkmadı?’ diye düşündük ve bunu duymuyoruz artık. 

‘Şiddetin diliyle barış olmaz’
Bizim yaptığımız çalışmaların, kadınların oluşturduğu dilin bu süreçte çok önem kazandığını biliyoruz. Pek çok toplantıya katıldım. Gittiğim her yerde ‘Vah vah kadınlar şiddet yaşıyor’ gibi indirgemeci bir yaklaşımla karşılaştım. Tabi ki kadınların şiddeti çok önemli ve biz bunun için çalışıyoruz. Ama kimse Türkiye’de yaşanan çatışmalı sürecin aslında nasıl bir şiddet kültürü oluşturduğunun kimse farkında değil. Aslında şiddet derken ben bunu kastediyorum. Tüm toplantılarda bunu anlatmaya çalışıyorum ki, şiddet dendiği zaman sadece kadınlara uygulanan şiddeti algılamayın. Bu süreç düzelmeye bizden başlayacak. Kadının durumu bir ülkenin durumuyla ilgili fikir veriyor gibi. Doğru ama şu anda Türkiye’de hepimizin omurgasını oluşturdu şiddet kültürü. Bu omurgayı aldıkları zaman bizden bir et yığınına dönüşüyoruz. Hangi dilde konuşacağız, nasıl konuşacağız, çocuğumuzla nasıl konuşacağız, bu zor biri durum. Ama bu açılım sürecinin en kıymetli şeyi bu olacak. Gittiğim her yerde şiddetin kadınlara yönelik bir şiddet olarak algılanmaması gerektiğini söylüyorum. Hepimiz şiddet kültürünü benimsedik. Sistem böyle işledi ve bizler sistemin içinde kaldık. Dışında kalmaya çalışanlar ‘şiddet neden bu kadar normalleşti?’ diyen kadınlar oldu. Şiddetin diliyle barış olmaz. Bu dili değiştirmek gerekir. 

‘Erkek siyasetini kadınlar da yapar’
Nasıl değiştireceğiz? Çok zorlanacağız, tüm dilimizi unutacağız, kendimizi sorgulayacağız. Kendimizi masaya yatırıp ‘hangi düşüncem, kelimem, aslında şiddet dolu?’ diye gözden geçirmemiz gerekecek. Bu olmadan barış olmayacak. Bu süreç bizden başlayacak. Kendimizle barışacağız. Şiddet kültürü bize ne yaptı bunu görüp değiştirmeye çalışacağız. Ezberleri bozan yeni bir dil yakalayacağız. Şiddet kültürü bize ne yaptı? Siyaset yapmayı elimizden aldılar. Bana göre Türkiye’nin en kıymetli siyasetini Dilek yapıyor. Siyaseti sivil olmaktan çıkardılar. Tek ellerine aldılar. Şu anda Hakkari’de bir kadın sivil siyaset başlattı. Siyaset yapma biçimini değiştirdiler. Şiddet dolu ayrıştıran ve sürekli karşıdakini iten esnemeye yatkın olmayan ve bu süreçte bile işbirliğine yatkın olmayan bir siyaset yapma biçimini aldılar. Biyolojik bir varoluştan bahsetmiyorum ama bir erkek siyasetini kadınlar da yapar. Şiddet siyaseti şu anda Türkiye’de hüküm sürüyor. Bu nedenle Hakkari’de bir Dilek çok önemli. Şiddetten bizi alıkoyacak sivil davranış geliştirecek davranış biçimi budur. Bunu öğrenmemiz gerekecek.